Bir çok müzik otoritesi onları tanıtırken Kanada’dan çıkmış en iyi ikinci grup der. Kanada efsanesi Rush’ın ardından ikinci olarak adlandırılmak herhalde onları mutlu ediyordur. Zira Kanada dediğimiz memleket classic rock ve hard rock adına çok bereketli bir memleket. Rush ve Triumph’ın yanısıra Bachman-Turner Overdrive, The Guess Who, Mahogany Rush, Neil Young, April Wine, Steppenwolf, Loverboy, Goddo, Anvil, Voivod vb bir sürü grup çıkartmış bir ülkeden bahsediyoruz.

Şimdi gelelim Triumph’ın kuruluş hikayesine. Grubun klasik kadrosu gitarist Rik Emmett, basçı Mike Levine ve davulcu Gil Moore şeklindedir. Basçı Mike Levine aynı zamanda grubun klavyelerini de çalarken lead vokalleri gitarist Rik Emmett ve davulcu Gil Moore paylaşırlar. Levine ve Moore 1975 senesinde Emmett’ı gruba dahil ederler. Emmett öncesi grup 4 kişilik grupken daha sonradan trioya çevirmiş olurlar işi.

1976 senesinde kendi adlarını taşıyan ilk albümleri yolculuklarına başlarlar. Albümün ismi seneler sonra 1995 senesinde remastered versiyonu çıkarken In The Beginning olarak değişti. Albümde dikkat çeken başlıca şarkılar Street Fighter, Blinding Light Show ve 24 Hours A Day’i sayabiliriz. Blinding Light Show yıllar sonra ülkemizde meşhur olacaktı. Şener Yıldız’ın programı Rock Market’in bu şarkıyı fon müziği olarak kullanması ile kült olmuştu resmen. Debut albümlerinden bir sene sonra 1977 senesinde ikinci albümleri Rock & Roll Machine çıktı. Bu albümde bu sefer bir tane de cover vardı. “Joe walsh – Rocky Mountain Way”. Bu albümden iki sene sonra grubun “Just A Game” albümü çıktı. “Lay It On The Line” ve “Hold On” gibi hit şarkıları içermesi sayesinde artık Triumph adından daha çok söz ettirmeye başlamıştı. Radyolarda düzenli çalınan ve billboard listelerinde yükselmeye başlayan bir grup olmuşlardı. 1980 yılında çıkardıkları “Progressions Of Power” albümü  “I Can Survive” ve “I Live Fo The Weekend”, 1981 yılında çıkan “Allied Forces” albümü ise Magic Power ve Fight The Good Fight gibi hitleri içeriyordu. Bunların ardından çıkan 1982 tarihli “Never Surrender” albümünde ise A World Of Fantasy, All The Way, When The Lights Go Down ve Never Surrender gibi hitleri barındırıyordu. İki sene sonra çıkan yedinci albümleri “Thunder Seven” o zamana kadar listelerde en üste çıkabilen Follow Your Heart’ın yanısıra Spellbound ve Time Goes By gibi grubun klasik olacak şarkılarını barındırıyordu. Bu albümün ardından seksenli yıllar süresince çeşitli konserlerde çalınan şarkılardan oluşan ilk konser albümleri olan “Stages” çıktı. Stages sonrası 1986 senesinde “The Sport of The Kings” ve 1987 senesinde “Surveillance” albümleri geldi gruptan. Surveillance’da o zaman Kansas ve Dixie Dregs gruplarında şimdi ise Deep Purple’da çalmakta olan Steve Morse iki şarkıda konuk olarak yer almıştı. Ancak bu albüm sonrası tüm grupların başına gelen şey artık Triumph’ın da başına gelecekti. Rock gruplarının en büyük sorunu olan eleman ayrılığı veya değişikliği. Albümün turnesi sonrası gitarist ve vokalist Rik Emmett gruptan ayrıldığını ve artık yoluna solo devam edeceğini açıklamıştı.

Bir kaç senelik suskunluğun ardından 1992 senesinde grupta kalan iki üye olan Mike Levine ve Gil Moore Yunan asıllı Kanadalı gitarist Phil Xenidis’i alarak yollarına devam ettiler. Rik Emmett  gruptayken vokalleri onunla paylaşan davulcu Moore artık grubun tek vokalisti olmuştu. Grup bu kardo ile 1993 tarihli “Edge Of Excess” albümünü yayınladı. Onuncu stüdyo albümleri olan bu albüm aynı zamanda son stüdyo albümleri olacaktı. Aynı sene içerisinde grup dağılma kararı aldı. Dağılmalarını takip eden senelerde Rik Emmett solo albümler yapmaya devam ederken diğer elemanlar Moore ve Levine başka herhangi bir grupta veya projede yer almadılar. Gil Moore seksenlerde Kanada’da açmış olduğu bir müzik stüdyosunun sahibi ve halen günümüzde orayı işletmekte. Son albümde çalan gitarist Phil X ise seneler sonra Richie Sambora’nın Bon Jovi’den ayrılması sonrası Bon Jovi’ye katıldı ve halen orada çalmakta.

Dağılmalarının ardından seneler boyu sessiz kalan grup için 2008 senesi kırılma denilebilecek iki olay yaşandı. Bunlardan ilki 2008 Nisan ayında ülkelerinin en prestijli müzik ödülü olan Juno’ya aday gösterilmeleri ve Canadian Music Hall Of Fame’e alınmaları oldu. Bu olayın ardından 15 sene sonra bir ilk yaşandı ve Haziran ayında İsveç’te Sweden Rock Festival’de grup Rik Emmett, Mike Levine ve Gil Moore’dan oluşan orjinal kadrosu ile sahne aldı. Bu festivaldeki konser 2012 senesinde konser albümü ve dvd olarak yayınlandı. Fakat bu tek konserden sonra Triumph turne veya albüm için tekrar bir araya bir daha gelmedi.

2016 senesinde çıkan RES9 isimli Rik Emmett albümünde davulda Gil Moore ve basta Mike Levine konuk olarak yer aldı. 2019 senesine gelindiğinde ise Moore’un stüdyosunda grup üyeleri bir araya gelerek 300 kişilik bir hayran kitlesi önünde 3 şarkı çaldılar. Bu performansı da 2020 senesinde çıkması beklenen belgeselleri için kayıt ettiklerini açıkladılar. Sadece 1975 ve 1993 arası aktif olup bu süre zarfında 10 adet stüdyo albümü yapmasına rağmen bu albümlerin hemen hemen hepsi müzelik veya koleksiyonluk olarak tabir edebileceğimiz albümlerdir.

Classic rock ve hard rockta power triolar her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Triumph da bu power trio listesinde önemli bir yer edecek gruplardan biri. Grup üyelerinin üçünün de kendi enstrumanlarında çok üstün olması ve kendilerine özgü tarzları olması ile hemen ayırt edilebilecek gruplardan birisi Triumph. Gitaristliği kadar vokali de kuvvetli olan Rik Emmet; uzun saçlı, pos bıyıklı ve konserlerde türlü türlü hokey takımlarının formalarını giyen basçı ve klavyeci Mike Levine, John Bonham ve Neil Peart karışımı davul stili ve bunun üstüne bir de vokal yapması ile Gil Moore.

İlerleyen zamanlarda bu sene çıkması beklenen belgesellerinden sonra belki bir konser veya bir albüm için biraraya gelmeleri tek isteğimiz…

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.